Michael Jordan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Michael Jordan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2012 Cumartesi

Dream Team Belgeseli


NBA geçtiğimiz günlerde, yani 3 gün önce Dream Team'in 20. yılı nedeni ile bir belgesel yayınladı. Belgesel 69 dakika sürüyor. Kesinlikle izlenmesi, izletilmesi gerek. Yabancı dil gerek biraz ama, izlemeniz bile yeterli olacaktır. Çünkü daha önce hiç ortaya çıkmamış görüntüler var. İzlemek isteyenler buraya tıklayıp indirebilir.

Dream Team'i basketbolla ilgilenen hemen hemen çoğu kişi bilir. Efsane bir kadroydu dememe gerek bile yok, hemen şöyle bir yazayım hatta kimler var diye: Pek tabi ki Michael Jordan (Bulls), Scottie Pippen (Bulls), John Stockton (Jazz), Karl Malone (Jazz), Larry Bird (Celtics), Patrick Ewing (Knicks), Magic Johnson (Lakers), David Robinson (Spurs), Charles Barkley (Sixers), Chris Mullin (Warriors). Bunlar seçilen ilk 10 isim olmuşlardı. Daha sonra bu isimlere 2 yeni oyuncu daha eklendi, biri Clyde Drexler (Blazers) oldu, ki kendisi Pistons'tan Isiah Thomas ile yarışmıştı girmek için ve seçildi, diğeri de Duke Üniversite'sinden Christian Laettnerr. Laettnerr Shaq ile yarışmıştı bir nevi ve onun önünde seçildi takıma. Profesyonel tecrübes olmayan tek oyuncusuydu takımın.


Takım hakkında çok çok ünlü olan bir efsane vardı, ki bunun doğru olduğunu biliyoruz. O olayı da şöyle anlatayım: Takım tek bir mağlubiyet almıştı. O mağlubiyet de bir kolej takımına karşıydı. İnanması gerçekten zor aslında. Tüm dünyayı dize getiren bir efsane kadronun kolej takımına yenilmesi, olacak iş değil. Belgeselde de bu yenilginin görüntüleri var, başka yerde bulamazsınız. O mağlubiyetten sonraki gün yine aynı takımla oynayıp yerle bir etmişler, tek bir sayı bile yemeden kazanmışlar o da ayrı tabi ki. Bir kaç söze bakalım hatta o günlerle ilgili:

Chris Webber (Kolej takımından) : Havaalanından Larry Bird ile beraber döndüm. Çok çok büyük bir gururdu. Çok iyi bir adamdı, bol bol muhabbet ettik. Sonra arabadan indik, bavullarımı alırken Larry bana döndü ve "İyi uyu, yarın kıçına tekmeyi basacağım ve bütün hafta bunu unutamayacaksın." dedi.


Allan Houston (Kolej takımından) : Salona geldiğimizde, yine bu balkon vardı, içeri girmedik ve yukardan izledik. Endişeliydik. Aşağı baktık, Barkley smaç basıyordu. Jordan topu çalıyor ve inanılmaz hareketler yapıyordu. Durduk ve "Bunları antremanda bile mi yapıyorlar?" dedik.


Ayın 24'ünde, Haziran ayı, kolej takımı ile Dream Team karşı karşıyaydı ilk antreman maçında. Tarihe de geçti o maç, devam sözlere:

Allan Houston : Çok alışık olmadıkları bir oyun stilinde oynadık. Kaybedecek hiç bir şeyimiz yoktu ve bunu da gösterdik. Penny bir kaç smaç bastı, ben ise isabetler buldum. Herkes mükemmeldi.


Penny Hardaway (Kolej takımından) : Onlar "Bu oyuncuları biraz ısınalım diye gönderdiler.Fazla bir şey yapmamıza bile gerek yok kazanmak için, birazdan maçı alacağız ve bir kaç fotoğraf imzalayıp eve döneceğiz." diye düşünüyorlardı. Ama ne kadar yetenekli olduğumuzun farkında değillerdi.

Charles Barkley: Onları ilk gördüğümzde açıkçası bebekler gibiydiler. Kendi kendimize "Bu çocukları fazla üzmeyelim." dedik. Ama onlar sanki bir serinin 7. maçıymış gibi oynadılar. Kendimize gelemeden de kazanmışlardı zaten."


Allan Houston: Maç bitmişti ve biz kazanmıştık. Bu olamazdı, kimse bir kaç dakika boyunca bir şey söylemedi.

Allan Houston: Larry Bird otelde bize "Yarın yeni bir gün olacak merak etmeyin." dedi. Biz de derin düşüncelere daldık. Ve yarın olduğunda, gerçekten yeni bir gün oldu. (Gülüyor)

Charles Barkley: Onlara küçük bir mesaj verdik.

Chris Webber: Tek bir sayı atamadık, foul çizgisinden bile. Bu çok kötü. Biz onları uyandırdık, onlar da bize ne olduğumuzu hatırlattı.


Böyle bir iki maçlık serüvendi. Gerçekten eğlenceli bir anı olduğu kesin iki taraf için de. Dream Team gerçekten çok büyük bir takımdı, çok büyük. Karşı takımlar bırakın maçı kazanmayı, hatta maçı oynamayı bile geçtim, fotoğraf çekmeye çalışıyorlardı. Hemen bir kaç söze daha göz atalım:

Nathaniel Butler (NBA fotoğrafçısı) : Kenarda oturuyorduk. Magic arkasındaki oyuncuya sırtını dönmüş potaya yükleniyordu, ve arkadaki oyuncu da kendi bench'ine "Şimdii! Şimdii!" diye bağırıyordu, benchteki oyuncu ise elinde kamerayla fotoğrafını alıyordu hemen o anın.

Hubbard: Bir keresinde Venezuela'ya karşı oynadıklarında Magic'i savunan oyuncu maç boyunca "Hey, ayakkabılarını istiyorum, ayakkabılarını istiyorum adamım!" diye konuşuyordu. Magic de "Ayakkabılara ihtiyacım var." demişti.


Takım Amerika'daki turnuvada sırasıyla Küba (79 farkla), Kanada (44 farkla), Panama (60 farkla), Arjantin (41 farkla), Porto Riko (38 farkla), ve Venezuela'yı (47 farkla) devirerek şampiyon oldu.

Olimpiyatlarda ise durum hala aynıydı. Sırasıyla Angola (68 farkla), Hırvatistan (33 farkla), Almanya (43 farkla), Brezilya (44 farkla), İspanya (41 farkla), Porto Riko (38 farkla), Litvanya (51 farkla) ve Hırvatistan'ı (32 farkla) devirdiler.

Olimpiyatlarda tüm 8 maça da başlayan tek oyuncu vardı takımda, tahmini zor değil. Michael Jordan. Turnuvayı da 43.75 fark ortalaması ile kapatmışlardı diye de ekleyeyim.

Belgesele geri dönecek olursak, mutlaka izleyin, tekrar söylüyorum. 1 1 buçuk saatinizi ayırıp göz atın, bir basketbolsever olarak oldukça hoşunuza gidecektir. Yukarıdaki röportajların orjinal hallerine ve çok çok daha fazlasına da aha da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Belgeselde neler var diye kısaca göz atarsak genel olarak;

*** Tüm takımla birebir röportajlar,

*** Bahsettiğim gibi takımın tek mağlubiyetinden görüntüler ve ayrıntılar,

*** Takımın nasıl oluşturulduğuyla ilgili detaylar,

*** Takım hakkında diğer oyuncular, koçlar ve görevlilerle yapılan röportajlar.






Not: Sayfanın üst yan tarafında gördüğünüz anketimize oy vermeyin unutmayın.

Blog yazarına ulaşmak için: " http://twitter.com/#!/eraykskci "

Gün içerisinde sorularınızı ve önerilerinizi bu twitter adresinden bana ulaştırabilirsiniz. NBA ile ilgili paylaşmak istediğiniz fikir ve yorumlarınızı da ulaştırırsanız (serilerin yorumu gibi), blogda isminizle yayınlanacaktır. Herkese iyi günler.


11 Haziran 2012 Pazartesi

Bir Michael Jordan Klasiği: Flu Game


1997 NBA Finalleri. Beşinci maç. 11 Haziran. Yani tam 15 yıl önce bugün. Utah Jazz vs Chicago Bulls. Bulls ilk iki maçı evinde almış, sonraki 2 maçı evinde Utah kazanmış. 2-3-2 formatı olduğundan 5. maç da Utah'ta. Heyecan dorukta. Neler olacağını herkes merak ediyor.

Maçın oynanacağı günün sabahındayız. Hatta daha sabah bile olmamış, gece yarısı denilebilir. Jordan birden uyanıyor; midesi bulanıyor. Terler içinde kalmış. Öleceğini bile düşünüyor. Sonraları o geceyi kendi ağzıyla şöyle anlatıyordu: "Çok korkmuştum, çok. Bana neler olduğunu anlayamıyordum." Önce kabus olduğunu düşünüyor, sonraysa öyle olmadığını ve çok hasta olduğunu görüyor. "Felç olduğumu bile düşünmüştüm."


Yataktan kalkıyor bir an, tek başına, Utah'ta bir otel odasında o an. Başı dönüyor. Midesi hala felaket durumda. Birinin yiyeceğine uyuşturucu koyduğunu düşünüyor bir an. Sonra da maç aklına geliyor, seri 2-2'ye gelmiş, 5. maç Utah'ta. Ve Jordan bu halde.

Hemen Bulls'un sağlık ekibinden birilerini çağırıyor, çok hızlı bir şekilde geliyor odaya görevli. Ve tanı olarak yemekten zehirlendiğini veya bir mide virüsü kaptığını söylüyorlar. "5. maçta oynaman imkansız, hiç ihtimal yok."

Jordan idmanları kaçırıyor. Maç günü de katılamıyor. Ama onun adı Jordan, Michael Jordan. O NBA demek, NBA Jordan demek. Kayıtsız kalamaz. Maçtan üç saat önce, sadece üç saat önce odasından çıkıyor. Delta Center'a doğru gidiyor, maçın oynanacağı sahaya.

1buçuk saat sonra Jordan sahaya varıyor. Kapıdan giriyor, Scottie Pippen görüyor onu bu anda. "Çok kötü görünüyordu, o şekilde oynamasının imkanı yoktu. Onu daha önce hiç öyle görmemiştim, çok kötüydü. Demek istediğim; gerçekten çok kötüydü."


Jordan soyunma odasına gidiyor, gözlerini kapatıyor. Maçı düşünüyor, koştuğunu, şut attığını, ribaund aldığını, turnikeye girdiğini. Sonra yavaşça formasını giriyor, odadan çıkıyor, parkeye geliyor. Çok kötü görünüyor Pippen'ın dediği gibi. Phil Jackson'ın yanına gidiyor: "Oynayabilirim. Maç içerisinde çok kötü hissedersem söyleyeceğim."

38 derece ateşiniz olduğunu düşünün. Yataktan kalkamazdınız. Hadi kalktınız, mutfağa gidersiniz en fazla. Hadi dışarı çıkın, gezin dolaşın gelin. Hadi biraz daha ileri gidip 5 10 dakika koşun edin. İyice kötü olursunuz, zaten yapamazsınız bile bunları. Ama bu adam, hani şu Michael Jordan denilen adam, hani şu bu oyunun kralı olan adam, hani tarihin en iyi basketbolcusu denilen adam, maça çıkıyor. NBA Finali maçına, yenilse 3-2 geri düşeceği bir maça, hem de deplasmanda, Utah'ta. O ateşle böyle bir maça çıkıyor. Hayal ederken benim başım ağrıyor, benim midem bulanıyor. Ben halsizleşiyorum.


Maç başlıyor. İlk çeyrek. Jordan etkili olamıyor, varlık gösteremiyor. Koşamıyor bile yeterince. Kenara alınıyor, iyice bitkin düşmüş. Gözlerini kapatıyor. Ne düşünüyor o an bilemiyoruz. Mola alınıyor. Moladan sonra ayağa kalkarken bile çok zorlanıyor, gerçekten bitmiş bir durumda. Luc Longley, Bulls pivotu, o anı böyle anlatıyor: "Ayağa bile kalkamıyordu, doğrulamıyordu."

İkinci çeyrek, fark 16. Utah lehine tabi ki. Bir anda Jordan'a bir şeyler oluyor. Adeta boyut değiştiriyor. Başka bir aleme geçiyor. Koşmaya başlıyor, zıplıyor, şut kullanıyor. İsabet buluyor. Jordan göğe doğru yükseliyor belki de o an. İzleyenler şokta. Tam 17 sayı bırakıyor Utah potasına o çeyrek. Fark da 4e iniyor. Yeniden doğuyor. Devre arasında ise şunları söylüyor: "Bu tamamen istek ile ilgili. Ayakta kalmak için, güçlü kalmak için gereken enerjiyi buldum."


Üçüncü çeyrek Jordan yine bitkin düşüyor, halsiz kalıyor. Koşamıyor. Fark tekrar açılıyor. Dördüncü çeyreğe girilmek üzereyken herkes artık Jordan'ın tamamen tükendiğini düşünüyor. Jordan da o anları "Üçüncü çeyrekte o yakaladığım rüzgarı kaybettiğimi düşündüm, tekrar iyi oynayamıyordum. Dördüncü periyotta neler yapabileceğimi düşünmeye başlamıştım, sadece biraz daha dayanmak zorundaydım. Son bir enerjiye ihtiyacım vardı."


Başlıyor dördüncü çeyrek, fark 8. Jordan'a tekrar bir şeyler oluyor, coşuyor. 10-0lık seri yakalıyor Bulls, bitime 5 dakika kala da 2 farkla öne geçiyor. 7 sayı Jordan'dan geliyor o arada. Toplamda da 33e ulaşıyor, skor 79-77. Bitime 3 dakika kala Stockton üçlük bulup Utah'ı 3 farkla öne taşıyor; fakat Jordan hızla gelip ikiliği buluyor, fark yine 1.


Şimdi bir an o maçı oynayan bir Utahlı olduğunuzu düşünün. Karşınızdaki takımın en iyi oyuncusu, aynı zamanda tarihteki en iyi oyuncu, 38 derece ateş ile oynuyor. Ama maçı hala koparamamışsınız, hem de onun yüzünden. 33 sayı atmış potanıza. Ne kadar ümitsizleşeceğinizi düşünebiliyor musunuz? Ben o an orada olsam, maçı bırakırdım. Ben, o an orada olsam, "Tanrı Jordan'a kıyak geçiyor, en iyi basketbolcuya torpil yapıyor. Bu maçı ona verecek, hiç şansımız yok. Karşımızda sadece o yok, tüm bir evren var. Ne yapsak boş, bu maç Jordan o yataktan kalkıp buraya gelmeye karar verdiğinde bitmişti. Bu maç, çoktan bitmişti. Boşuna oynadık" derdim. Çaresizlikten gerçekten oynamazdım. Saygımdan oynamazdım. Korkumdan oynamazdım. Şaşkınlıktan oynamazdım. Sinirden oynamazdım. Öfkeden oynamazdım. Oynayamazdım.

Maça dönüyoruz. 46.5 saniye var, Jordan'a Stockton foul yapmış, foul çizgisinde Jordan. Sadece Jordan değil, bütün bir evren orda. Bütün enerjiler orda. Jordan ilk atışını sayıya çeviriyor. 85-85. İkinci atış, Canı biraz daha eğlenmek istiyor belki. Kaçırıyor Jordan. Ama Toni Kukoc alıyor ribaundu, daha doğrusu çeliyor topu. Jordan ani refleksle kapıyor, Pippen'a bırakıyor, Pippen sıkışınca tekrar Jordan'a veriyor. Alıyor, şutunu kullanıyor üç sayı çizgisinin arkasından, zaman duruyor. Bütün saha, bütün Utah, bütün Amerika, bütün dünya nefesini tutuyor. Top gidiyor, gidiyor, basket. Potaya bile değmeden hem de, deliksiz hani. 88-85. O çeyrekte 15, tüm gecede 38. sayısı.


15 saniye kala fark yine 1, ama 6 saniye kala tekrar 3. Sonra üçlüğü kaçırıyor Hornacek, sonrasında da maç bitiyor. Jordan ilk devre 23, ikinci devre 21 dakika oynuyor. Tam 44 dakika. 44. Kırk-dört. 38 derece ateş, 44 dakika, NBA Finali, deplasman. Jordan maç sonrasında "Hayatımda gördüğüm en zor şeydi bu, en imkansızıydı. Sadece bir basketbol maçını kazanmak için neredeyse ölecektim. Eğer yenilseydik, yıkılırdım." diyordu, Phil Jackson ise "İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle, yani final serisi için çok önemli bir maç olmasından dolayı, bence bu Michael Jordan'ın kariyerindeki en unutulmaz andı, Jordan'ın oynadığı en büyük maçlardan biriydi. Sadece ayağa kalkmak bile onu terletiyor ve başının dönmesine sebep oluyordu. Efsane bir performanstı, onu efsane yapan performanslardan en önemlisiydi." diye konuşuyordu.

Scottie Pippen'a dönüyoruz son olarak; "En büyük o, bu akşam herkes neden öyle olduğunu gördü."

Maç sonrası Jordan Pippen'ın üstüne yığılıyordu adeta, NBA tarihine geçiyordu bu görüntü de:


İşte Michael Jordan, bu yüzden Michael Jordan'dı. Onu öldürmeden durduramazdınız, durmazdı. Yapamazdınız. Jordan eğer o sahadaysa, kazanamazdınız. Ne yaparsanız yapın. Basketbol herkesin oynadığı, ama sonunda Jordan'ın kazandığı bir oyundur.

Not: Sayfanın üst yan tarafında gördüğünüz anketimize oy vermeyin unutmayın.

Blog yazarına ulaşmak için: " http://twitter.com/#!/eraykskci "

Gün içerisinde sorularınızı ve önerilerinizi bu twitter adresinden bana ulaştırabilirsiniz. NBA ile ilgili paylaşmak istediğiniz fikir ve yorumlarınızı da ulaştırırsanız (serilerin yorumu gibi), blogda isminizle yayınlanacaktır. Herkese iyi günler.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Michael Jordan'ın Rekorları




1) NBA Finallerindeki en yüksek sayı ortalaması: 41.0 (1993)
2) En yüksek normal sezon kariyer ortalaması: 30.1
3) En yüksek play-off kariyer ortalaması: 33.4
4) En çok "sezonun en yüksek sayı ortalaması ile oynayan oyuncusu" ödülü: 10 kez
5) Üst üste en çok "sezonun en yüksek sayı ortalaması ile oynayan oyuncusu" ödülü: 7 kez
6) Bir play-off maçında ulaşılan en yüksek sayı: 63 (20 Mayıs 1986, Celtics karşısında)
7) NBA Finali MVP'si ödülünü en çok kazanma: 6 kez
8) NBA'in en iyi savunma 5ine en çok seçilme: 9 kez
9) Play-offlarda en fazla sayı: 5987
10) Play-offlarda en fazla şut denemesi: 4497
11) Play-offlarda en fazla serbest atış isabeti: 1463
12) Üst üste en çok 10+ sayı atma: 866 maç
13) Smaç yarışmasında üst üste en çok şampiyonluk: 2 kez
14) Bulls tarihinin normal sezonda en çok sayı atan oyuncusu: 29,277
15) Bulls tarihinin normal sezonda en yüksek kariyer sayı ortalaması ile oynayan oyuncusu: 31.5
16) Bulls tarihinin en çok şut kullanan oyuncusu: 21686
17) Bulls tarihinin en çok şut isabeti bulan oyuncusu: 10962
18) Bulls tarihinin en çok serbest atış kullanan oyuncusu: 8115
19) Bulls tarihinin en çok serbest atış isabeti bulan oyuncusu: 6798
20) Bulls tarihinin en çok maç oynayan oyuncusu: 930
21) Bulls tarihinin en çok dakika alan oyuncusu: 35887
22) Bulls tarihinin en çok savunma ribaundu alan oyuncusu: 4289
23) Bulls tarihinin en çok ribaund alan oyuncusu: 5836
24) Bulls tarihinin en çok asist yapan oyuncusu: 5012
25) Bulls tarihinin en çok top çalan oyuncusu: 2306
26) Bulls tarihinin en çok top kaybeden oyuncusu: 2589
27) All-star tarihinin en çok şut kullanan oyuncusu: 233
28) All-star tarihinin bir maçta en çok şut deneyen oyuncusu: 27
29) All-star tarihinin bir maçta en çok şut isabeti bulan oyuncusu: 17
30) All-star tarihinin en çok top çalan oyuncusu: 37
31) En çok "bir sezonda en çok sayı atan oyuncu" olma rekoru: 11
32) En çok sezon 30+ sayı ortalaması tutturma rekoru: 8
33) En çok maçta 30+ sayı atma rekoru: 561
34) NBA tarihinin en yaşlı "bir sezonda en yüksek sayı ortalaması tutturan oyuncusu": 35 yıl, 61 gün. (97-98 sezonu)
35) Bir maçta 50+ sayı atan en yaşlı oyuncu: 38 yıl, 315 gün. (29 Aralık 2001 vs Hornets, 51 sayı)
36) Bir maçta 40+ sayı atan en yaşlı oyuncu: 40 yıl, 4 gün (21 Şubat 2003 vs Nets, 43 sayı)
37) Bir sezonda en çok şut kullanma sayısuna en çok ulaşan oyuncu: 10 kez
38) Üst üste en çok sezonda "ligin en çok şut isabeti bulan oyuncusu" olma: 7 kez
39) En çok sezonda "ligin en çok şut isabeti bulan oyuncusu" olma: 9 kez
40) Bir devrede en çok serbest atış isabeti: 20 (30 Aralık 1992 vs Heat, ikinci devre)
41) Bir devrede en çok serbest atış kullanma: 23 (30 Aralık 1992 vs Heat, ikinci devre)
42) En çok sezonda "ligin en çok top çalan oyuncusu" olma: 3 kez
43) Bir devrede en çok top çalma rekoru: 8 (9 Kasım 1988 vs Celtics, ilk devre)
44) Bir çeyrekte en çok foul yapan oyuncu: 6 (31 Ocak 1989 vs Pistons, son çeyrek)
45) Play-off kariyerinde en çok 50+ sayı atan oyuncu: 8 kez
46) Play-off kariyerinde üst üste en çok 50+ sayı atan oyuncu: 2 kez (28 Nisan-1 Mayıs 1988 vs Cavs)
47) Play-off kariyerinde en çok 40+ sayı atan oyuncu: 38 kez
48) Play-off kariyerinde en çok 30+ sayı atan oyuncu: 109 kez
49) Play-off kariyerinde en çok 20+ sayı atan oyuncu: 173 kez
50) Play-off kariyerinde üst üste en çok 20+ sayı atma: 60 kez
51) Play-off kariyerinde üst üste en çok maç 10+ sayı atma rekoru: 179 kez (toplamda da 179 maç oynamıştır)
52) Bir play-off sezonunda ulaşılan en yüksek sayı: 759 (1992)
53) Bir play-off serisinin tamamında 35+ sayı atma rekoru: 2 kez (1988, 5 maçlık Cavs serisi) (1990, 5 maçlık Sixers serisi)
54) Bir play-off serisinin tüm maçlarında 30+ sayı atma rekoru: 7 kez
55) 3 maçta biten bir seride en çok sayı atma rekoru: 135 (vs Heat)
56) 5 maç süren bir seride en çok sayı atma rekoru: 226 (vs Cavs)
57) 3 maç süren bir seride en çok şut isabeti rekoru: 53 (vs Heat)
58) 5 maç süren bir seride en çok şut isabeti rekoru: 86 (vs Sixers)
59) 6 maç süren bir seride en çok şut isabeti rekoru: 101 (vs Suns)
60) Bir play-off maçında en çok şut isabeti rekoru: 24 (vs Cavs)
61) Bir play-off maçında üst üste en çok şut isabeti rekoru: 13 (vs Lakers)
62) Bir play-off maçının bir devresinde en çok şut deneme rekoru: 25 (vs Cavs)
63) Play-offlarda en çok serbest atış isabeti bulan oyuncu: 1463
64) Bir play-off maçının bir çeyreğinde en çok serbest atış isabeti: 13
65) 6 maçlık bir NBA Finali serisinde en çok sayı atma rekoru: 246 (vs Suns)
66) Bir NBA Finali serisinde üst üste en çok 40+ sayı atan oyuncu: 4 kez (vs Suns)
67) NBA Finali serilerinde üst üste en çok 20+ sayı atma: 35 (Zaten NBA Finallerinde toplamda 35 maç oynadı)
68) Bir NBA Finali serisinin tüm maçlarında 30+ sayı atma: 6 maç (vs Suns)
69) Bir NBA Finali serisinin bir maçının bir devresinde en çok sayı atma: 35 (3 Haziran 1992, vs Portland)
70) Bir NBA Finali serisinde en çok şut isabeti rekoru: 101 (vs Suns)
71) Bir NBA Finali serisinin bir maçının bir devresinde en çok şut isabeti rekoru: 14 - 2 kez (vs Portland, vs Suns)
72) Bir NBA Finali serisinin bir maçının bir çeyreğinde en çok serbest atış isabeti rekoru: 9 (11 Haziran 1997 vs Utah)
73) 5 maçlık bir NBA Finali serisinde en çok top çalma rekoru: 14 (vs Lakers)
74) Bir All-star maçının bir devresinde en çok blok: 4 (1988)
75) Bir guard tarafından ulaşılan en yüksek blok sayısı: 893
76) Bir guard tarafından bir sezonda ulaşılan en yüksek blok sayısı: 131
77) NBA tarihinde takımının bir sezonda 4 farklı istatistik alanında da lideri olan tek çaylak: Sayı-Ribaund-Asist-Top Çalma
78) Bir NBA sezonunda 3000+ sayıyı geçen iki oyuncudan biri.
79) NBA tarihinin bir sezonda 200+ top çalma 100+ blok yapan ilk oyuncusu.
80) NBA tarihinin en az 2 sezonda 200+ top çalma 100+ blok sınırını aşan tek oyuncusu.
81) NBA tarihinin aynı sezonda hem en skorer oyuncusu olan hem de yılın savunma oyuncusu seçilen tek oyuncusu.
82) NBA tarihinin aynı sezonda hem en değerli oyuncu hem de yılın savunma oyuncusu ödülünü alan ilk oyuncusu.
83) NBA tarihinin bir sezonda hem sayı hem top çalma kralı olan ilk oyuncusu.
84) NBA play-off tarihinin en çok blok yapan guard'ı: 158
85) NBA play-off tarihinde tüm kariyeri boyunca her maçta 15+ sayı atan tek oyuncu: 179 kez
86) NBA All-Star tarihinin triple-double yapan ilk oyuncusu

Jordan'ın rekorları kadar ikincilikleri, üçüncülükleri ve dördüncülükleri de kariyerinde önemli yer tutmaktadır. Fakat ben burada sadece lider olduğu alanları yazdım. Faydalı olması dileğiyle, kaçırdığım bilgiler varsa buraya yorum olarak atabilirsiniz.

Ulaşmak için: " http://twitter.com/#!/eraykskci "


Herkese iyi günler.




8 Mayıs 2012 Salı

The Shot



"The Shot". NBA'in gelmiş geçmiş en ünlü kavramlarından biri. Çünkü gelmiş geçmiş en mükemmel son saniye basketlerinden birini temsil ediyor. Tarihin donup kaldığı anlardan birini hatırlatıyor. Jordan'ın neden Jordan olduğunu anlatıyor. "The Shot"a kulak verin.

1989 NBA play-offları, dönemin güçlü ekibi Cleveland ile Jordan'lı Bulls eşleşiyor. Daha ilk tur. Cavs 3. sıradan girmiş play-offa, 82 maçın 57sini almış. Bulls ise 6. sıradan, onlar da 47 maç almış. Seri inanılmaz çekişmeli geçiyor, iş son maça kalıyor. Durum 2-2. O zamanlarda ilk turda 3 olan taraf tur atlıyor. Diğer turlarda 4 maç kazanma koşulu var.

Maç Ohio'da. Coliseum At Richfield stadı tamamen dolu. 20,273 taraftar coşkuyla bağırıyor. Kazanan turu geçiyor, Cavs iddialı. Maç devam ediyor. Tüm stada büyük bir heyecan hakim. Bitime 6 saniye kala Jordan takımını 98-99 öne geçiriyor. Ardından da Cavs atağında Craig Ehlo topu Larry Nance'a çıkarıyor, sonra geri alıyor. 3 saniye kala basketi yapıyor. Skor 100-99. Nefesler tutuluyor, Bulls molada.

Mola dönüşü Bulls oyuna sokmak için hazırlanıyor topu. Jordan'ı Ehlo ve Nance tutuyor. Ama Jordan ikisinden de kurtuluyor. Sonra ne mi oluyor, spikerlerden dinleyelim:

Bulls Radyosu - Jim Durham: "Kenardan çıkarılan pas Jordan'a geliyor. Şimdi Michael foul çizgisinde, Ehlo'nun üzerinden şutunu çıkarıyor... Basket! Bulls kazandı! Kazandılar! Cleveland'ı hayal kırıklığına uğrattılar! Jordan foul çizgisinden isabeti buldu! 101-100! 20,273 kişi dondu kaldı. Jordan Craig Ehlo'nun üzerinden attığı buzzer-beater ile 44 sayıya ulaştı. İki takım da inanılmaz bir seri oynadı. 16 yıllık NBA maceramda bu, gördüğüm en iyi seriydi!"

CBS - Dick Stockton: "Sellers Jordan'a attı pası. Jordan'ın 2 saniyesi var, kullanıyor, basket! Son saniyede! Jordan Bulls'a maçı getirdi!"

Cavs Radyosu - Joe Cait: "Bakıyor, bakıyor. Jordan'a verdi pası. Jordan foul çizgisine doğru gidiyor. Şutunu çıkarıyor. Basket! Maç bitti! Bulls kazandı. Jordan foul çizgisinden attığı buzzer ile Cavaliers'ı yendi! 101-100!"

Bu basketin bir diğer özelliği de Michael Jordan'ın play-offlarda attığı ilk buzzer-beater olması. O mükemmel kariyeri için harika bir kilometre taşı. Bu şut Jordan'ın Bulls'unun devrinin başladığını gösteren şut.

Bu seriden 4 yıl sonra, yine bir Cavs-Bulls eşleşmesinde Jordan yine bu sahada son maçta buzzer atmış ve seriyi takımının 4-0 almasına yardımcı olmuştu.

Bulls bu sezon play-offlarda Doğu Finali'nde Pistons'a 4-2 kaybederek elenmişti.


Ulaşmak için: " http://twitter.com/#!/eraykskci "